KAMUOYUNUN VE MEDYANIN DİKKATİNE

Nafaka Hakkı Kadın Platformu’nun başlattığı,  “KADINLARIN NAFAKA HAKKINA DOKUNMAYIN!” kampanyasının YANINDAYIZ!

YANINDAYIZ Derneği, Toplumsal Cinsiyet Eşitliğini savunan tüm erkekleri, kampanyaya katılmaya çağırıyor.

http://bit.ly/2X7NCUe  adresindeki formu imzalayabilir ya da katılımınızı [email protected]  e-posta adresi ya da @nafakaimza  twitter adresinden paylaşabilirsiniz.

Başta Medeni Kanun olmak üzere, kadınların yasal kazanımlarının korunması ve geliştirilmesini savunan YANINDAYIZ Derneği olarak,

  • Nafaka hakkının hiçbir şekilde kısıtlanmaması, değiştirilmemesi veya geri alınmaması gerektiğini savunuyoruz.
  • Nafaka hakkını sınırlandırmaya yönelik adımların, kadınları güçsüzleştireceğine dikkat çekerek, tüm yetkilileri ve siyasetçileri, kadınların kazanılmış haklarına saygı duymaya davet ediyoruz.
  • Sadece nafaka hakkının değil, kadınların boşanma ve miras hakkı dahil olmak üzere tüm kazanılmış haklarının da tehlike altında olduğu düşüncesiyle, toplumun tüm kesimlerini kadınların haklarına sahip çıkmaya çağırıyoruz.

YANINDAYIZ Derneği’nden Agah Uğur, Ahmet Dördüncü, Ahmet Ümit, Ali Fuat Orhonoğlu, Ali Yılmaz, Arda Batu, Arda Üçer, Asuman Emek, Ata Selçuk, Avi Alkaş, Bahadır Erdem, Bekir Ağırdır, Bekir Ödemiş, Bernard Arkas, Burhan Karaçam, Bülent Gürcan, Cenk Rodoslu, Cevdet Mercan, Cüneyt Yavuz, Doç. Dr. Can Ger, Dr. Alper Hasanoğlu, Dr. Bahadır Kaleağası, Dr. Bülent Atuk, Dr. Bülent Bayraktar, Dr. Erkan Tozluyurt, Dr. Güven Sak, Ercüment Polat, Erdem Çakır, Erdem Erken, Ergün Güler, Ferhat Boratav, Fuat Pamukçu, Gökhan Öğüt, Gönenç Gürkaynak, Görgün Taner, Hakan Güldağ, Hamit Güler, Hasan Küçükkurt, Kaya Türkmen, Laki Vingas, Levent Kömür, Mehmet Nane, Mert Fırat, Murat Yeşildere, Murat Yetkin, Necati Özkan, Nevgül Bilsel Safkan, Nur Ger, Nuri Refik Düzgören, Okan Yılmazer, Orhan Turan, Osman Ünal, Sadi Özgen, Sami Kariyo , Sebla Kutsal, Selçuk Pehlivanoğlu, Serdar Aytok, Sinan Altun, Sinan Özer, Soli Özel, Şila Gök, Şükrü Ünlütürk, Taç Kılavuz Öktem, Tamer Saka, Tolga Egemen, Turgut Tokgöz, Uğur Gürses, Ülkü Özcan, Yekta Kopan, Yetik Kadri Mert, Yılmaz Yılmaz, Zülfü Dicleli “KADINLARIN NAFAKA HAKKINA DOKUNMAYIN!” kampanyası için ilk imzaları attı.

KADINLARIN NAFAKA HAKKINA DOKUNMAYIN!

Kadına ödenen yoksulluk nafakasının süreli hale getirilmesi ve çeşitli kriterlerle sınırlanmasına yönelik taleplerin yükselişini büyük bir kaygıyla takip etmekteyiz.

Nafaka yerine kadının iş bulup çalışması ya da nafakanın devlet tarafından ödenmesi talep edilmektedir. Oysa ki, TÜİK 2018 verilerine göre Türkiye’de kadınların istihdam oranı yalnızca %29’dur ve bu rakam gerçekte çok daha düşüktür. Eğitim ve istihdam konusunda erkeklerle eşitsiz durumda olan kadınlardan asıl olarak ev kadını ve anne olmaları istenmektedir. “Ev kadını” olarak evlilik yaşamı boyunca eş, çocuk, hasta ve yaşlıların bakımı ile uğraşmak durumunda bırakılan bu kadınlardan, boşandıkları anda mucizevi bir şekilde geçinmelerine yetecek ücretlerde işler bulmaları beklenmektedir. Devletin ücretsiz, kaliteli ve güvenilir kreş hizmetleri sağlamadığı koşullarda, çocuklara kimin bakacağından, bakıcının ya da kreşin ücretini kimin ödeyeceğinden kimse söz etmemektedir.

Hacettepe Üniversitesi’nin 2014 tarihli “Türkiye’de Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet Araştırması”, boşanmış ya da eşinden ayrı yaşayan kadınların %75’inin fiziksel ya da cinsel şiddete, %80’inin ise duygusal şiddet/istismara maruz kaldığını göstermektedir. Kadınlar açısından tablonun bu kadar vahim olduğu bu koşullarda kazanılmış yasal bir hak olan Nafaka Hakkı’nın geri alınması, değiştirilmesi veya sınırlandırılması kadınları güçlendirecek bir adım olamaz. Aksine, evlilik sırasında ve sonrasında başta ekonomik şiddet olmak üzere, tüm şiddet ve ayrımcılık biçimlerini pekiştirip, kadınları daha da güçsüzleştirecektir.

Biz aşağıda imzası olanlar, nafaka hakkına itiraz edenlerin; ayrıca çocukların velayeti, yasal mal rejimi, kadının boşanma ve miras hakkı, kadını şiddetten koruyan 6284 sayılı yasa ve İstanbul Sözleşmesi’ne karşı yürüttükleri kampanyaları da kaygı ile izliyoruz.

Tüm devlet otoritelerini ve siyasetçileri, kadınların kazanılmış haklarına saygı duymaya davet ediyoruz. Özellikle tek seçenek olarak evlilik sunulduğu için meslek sahibi olamamış veya meslek sahibi olsa dahi çalışmasına izin verilmediği ve/veya evin tüm yükü üzerine bırakıldığı için mesleğini icra edememiş kadınların bir nebze de olsa hayata tutunmasına olanak veren yoksulluk nafakasını şu ya da bu biçimde sınırlama girişimlerinden uzak durmaya çağırıyoruz.